Yedinci Kıtayı Büyütmeyelim

DÜNYA KISA BİR NEFES ALDI AMA YEDİNCİ KITA BÜYÜYOR

“Yıllar sonra İstanbul Boğazı’nda yunuslar dans etti. 20 yıldır simsiyah akan Lüleburgaz Deresi’nde balıklar yüzmeye başladı. Uludağ Milli Parkı’nın kapanmasıyla dereler eski berraklığına kavuştu.” Bu satırlar kulağa çok hoş geliyor değil mi? Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını nedeniyle evlerimize kapanırken doğa da kısa bir nefes aldı.  Ancak büyük resim bu kadar umutlu değil. Çünkü bir taraftan kendi içimize çekilerek fayda sağlarken, diğer taraftan daha fazla atık çıkartarak zarar verir olduk. Virüsün yayılmasını önlemek için hijyen açısından tek kullanımlık ürünlere yöneldik ama bu da daha fazla atık oluşturdu. Daha fazla atık da ne yazık ki yeni dünyanın kirli arka yüzü olan ‘Yedinci Kıta’yı büyütüyor. Doğamıza, denizlerimize ve oksijenimize her zamankinden fazla ihtiyacımız var. Tüm dünya zor günlerden geçerken artık hem kendimize hem de çevremize bir kez daha bakmamız gerekiyor. 

İnsanlığın Eseri: Yedinci Kıta

İçinde yaşadığımız dünyanın yeni bir jeolojik çağa girdiği konusunda pek çok bilim insanı hemfikir. Bu yeni çağın en belirgin özelliği ise ona jeolojik faaliyetlerden ziyade insan faaliyetlerinin yol açmış olması. “Yedinci Kıta”, Pasifik Okyanusu’nun ortasında 3,4 milyon kilometrekare genişliğinde, 7 milyon ton ağırlığındaki bir plastik yığınından meydana geliyor. İnsan atıklarının okyanusun ortasında dünyaya kazandırdığı yeni bir kıta bu. 

Bireysel Su Kullanımı 4,5 Kat Arttı

Tüm dünyada temiz su kaynağı insan eliyle hızla kirletiliyor. Rakamlar çok üzücü. İnsanlar her bir dakikada bir milyon plastik şişe satın alıyor ve bunların yüzde 93’ü geri dönüştürülmüyor. Denize karışan plastiklerin yüzde 94’ü deniz dibine batıyor. Deniz dibindeki her kilometrekarede 70 kilogram plastik olduğu tahmin ediliyor. Kitlesel şekilde önlem alınmaması halinde 2050 yılında denizlerimizde balıktan çok plastik atık olması bekleniyor. Dünya genelinde her yıl 2 milyar tondan fazla çöp üretiliyor. Bu 800 bin olimpik yüzme havuzunu dolduracak büyüklükte bir çöp demek. Her yıl 2 milyon ton kanalizasyon, endüstriyel ve tarımsal atık  su kaynaklarına karışıyor. Var olan kaynağı böylesi bir hızla kirletirken, su kullanımımıza daha da  dikkat etmemiz gerekiyor. Özellikle salgın döneminde tüm dünyada temiz su kullanımı artmış durumda. Türkiye’deki veriler Mart 2020’den itibaren bireysel su kullanımının 4,5 kat arttığını gösteriyor. Bu artış sağlık açısından zorunlu görülebilir ancak o kadar da masum değil. Çünkü kaynağımız gittikçe azalıyor. 

Yeni Şeyler Söyleme Zamanı

Bir plastikten ne olur derken aslında çok büyük sonuçları olduğunu unutuyoruz ya da umursamıyoruz. Ama Yedinci Kıta bize bunu acı bir şekilde gösteriyor. Bu kıtanın sorumlusu biziz, hepimiziz. Onu büyütmek gibi küçültmek de bizim elimizde. Bu nedenle doğayla ilişkimizde yeni bir başlangıç yapmalıyız. Eski bildiklerimizi unutmalı, tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmeliyiz. ARTIK YENİ ŞEYLER SÖYLEME ZAMANI. Bundan önce iyi ne yapıyorsak onu daha da artırmalı yanlış olan alışkanlıklarımızı terketmeliyiz. 

“Üret – Kullan – At” Düzeni Değişmeli

Hiçbir şey için geç değil. Bireysel olarak atabileceğimiz adımlar var: Öncelikle üret-kullan-at düzenine son vermeliyiz. İsraf etmek yerine elimizdeki kaynakları kullanmalıyız. Tek kullanımlık plastik şişe, kağıt bardak yerine matara, termos ya da kavanoz kullanılabilir. Naylon poşet yerine bez çanta. Evdeki çöpleri aynı yere atmak yerine, onları ayrıştırarak geri dönüşüme kazandırabiliriz. Pipet kullanmayı bırakabiliriz. Yeni sosyal hayatımızda artık maskeler var. Kullanmak zorunlu ama tek kullanımlık maske yerine yıkanabilir olanlar tercih edilebilir. 

Dünya için, su için, denizler için bugün harekete geçme zamanı!

5 Haziran Dünya Çevre Günü denizlerimiz için yeni bir yaşamın ilk nefesi olsun. 

Çünkü Biz Doğayız, Doğa Biziz!